Psikolog Hilal Demirtas
Psikolog Hilal Demirtas
@hilaldemirtas
  About
  • Followers 0
  • Following 0
  • Updates 5
  İstanbul   psikolobi.webnode.com.tr/   Joined October 03, 2018
 Yazar Psikolog
  Bio

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun olmuştur. Üniversite yıllarında çeşitli kurumlarda iş hayatı ve motivasyon üzerine çalışmaları olmuştur. Birçok sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak bulunmuş ve projelere destek vermiştir. Akabinde İstanbul Üniversitesi'nde İnsan Kaynakları ve Yönetimi yüksek lisans eğitimi alarak bu çalışmalarını "mobbing (psikolojik taciz)" üzerine derinleştirmiştir. 

Yas dönemi, boşanma süreci, alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, problem davranışlar, cinsel kimlik karmaşası gibi konulara yönelik çalışmalarda bulunmuş ve ayrıca otizmli çocukların ailelerine yönelik eğitim danışmanlığı yapmaya devam etmektedir. Ebeveyn danışmanlığının yanı sıra çocuklarda kaygı, teknoloji bağımlılığı, çocukluk depresyonu, stres, okula uyum süreci, ders çalışma ve sınava hazırlanma teknikleri, yetişkinlerde kilo verme, sigarayı bırakma, kariyer planlama gibi konularda danışmanlık hizmeti vermiştir. 

Terapi Teknikleri

  1. Çocuk Merkezli Oyun Terapisi
  2. Filial Terapi (Çocuk-Ebeveyn)
  3. Dışa Vurumcu Oyun Terapileri

  • Terapötik Hikaye Anlatma
  • Sanat Terapisi
  • Kum Tepsisi Terapisi
  • Kukla Terapisi

  1. Masal Terapisi
  2. Bireysel Yaşam Koçluğu & NLP
  3. Bilişsel Davranışçı Terapi
  Followers
  Recently Rated

Sınırlı Seçenekler Sistemi

2019-02-12
By: HilalDemirtas
Kategori: Davranış

Dokuz yaşındaki bir çocuğun, arkadaşına vurduğu için okuldan evine gönderildiğini düşünelim. Babası ona uzun uzun nutuk çekiyor ve sonunda bir tokat atıyor. Çocuk babasının kuralını nasıl algılamıştır? Babası sözleriyle, “okulda söz dinlemelisin” diyor ama dayak atarak farklı bir mesaj veriyor, “vurmak sorunları çözer”. Bu çocuk bir sorunla karşılaştığında meseleyi nasıl çözecektir? Elbette ona öğretilen yöntemle. Ebeveynlerin çoğu, yanlış davranışa son verme ve kuralları öğretme konusunda yanlış mesaj verir.

Yeni bir şehre taşındığınızı varsayın. Kimseyi tanımazsınız ama yeni arkadaşlar edinmek ve mahallenize alışmak için can atarsınız. Komşularınızı evinize davet eder ve onlara gidersiniz. Her gittiğinizde size tuhaf tuhaf baktığını ve davranışlarınızdan rahatsız olduklarını düşünün. Kendi kendinize, “ne yaptım ki ben?” diye düşündünüz. Her zaman yaptığınız şeyleri yapmaktasınız ama sürekli onaylanmamakta ve reddedilmektesiniz. Nasıl bir tavır almanız gerektiğini ve sizden ne beklendiğini bilemezsiniz. Kabus gibi, değil mi? Sınırların etkili bir şekilde belirlenmediği evlerde büyüyen çocuklar tıpkı buna benzer şeyler yaşarlar.

Okula gitmek için hazırlanırken bir çocuğun sabahları çizgi film seyrettiğini ve annesinin de buna izin verdiğini düşünelim. Bir zaman sonra giyinmesi çok zaman almaya başladığını varsayalım ve annesi de ona çok fazla dil dökmeye başladı. Sonunda, annesi bir sabah sinirle çabucak hazırlanmasını yoksa televizyonu kapatacağını söyledi. Bu uyarı birkaç gün işe yaradı ama kısa süre sonra eskiye döndüler. Annesi artık daha çok dil dökmek, daha çok yalvarmak zorunda kaldı. Bazen televizyonu kapatmakla tehdit etti ve çocuk ağlamaya başlayınca yeniden açmak zorunda kaldı. Aynı durumu yaşayan bir başka çocuk düşünelim. Sorun yaşamaya başlayınca annesi net bir mesaj vermiş olsun, “sen giyinene kadar televizyon kapalı duracak”. Çocuk önce isyan edecektir, ağlayacaktır ama kararlı net bir mesaj neticesinde bir yandan da okul için hazırlanacaktır. Çünkü eğer hazırlığı bitmezse çizgi film izleyemeyeceğine biliyor.

Bir sabah kahvaltı hazırlıyorsunuz ve çocuğa “bugün kahvaltıda ne yemek istersin?” diye sordunuz. Krep istediğini söylemiş olsun ama onu yapacak vaktiniz yok. Durumu anlattınız yumurta isteyip istemediğini sordunuz ama ısrarla krep yemek istediğini söyledi. Zaten evden çıkacaksınız, geç kalıyorsunuz, istemeyerek de olsa krep yapmaya başladınız. Böyle bir durumda çocuk kim, anne kim? Kimin kontrol gücü daha yüksek? Annenin olmadığı açık… Artık çocuk annesinin direncini kırıp istediğini yaptırabileceğini öğrenmiş. Bir de şöyle düşünelim. Sabah kahvaltıyı hazırlarken annesi bugün yumurta yapacağını söylemiş olsun ve çocuğa haşlanmış mı yoksa tavada mı yemek istediğini sorsun. Çocuğa seçme özgürlüğü ve kahvaltıyı kontrol etme gücü vermiş olsun ama belli net sınırlar içinde.

Çocuklar yaşadıkları ortamın kurallarını anlamayı isterler. Kendilerinden ne beklendiğini, kontrolün kimde olduğunu, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde neler olacağını bilmek isterler. Sınırlar, çocukların hem kendilerini hem de yaşadıkları ortamı kavramalarını sağlar. Aşırı kontrollü, kontrolsüz ve tutarsız sınırlar sağlıklı deneme ve keşifleri engeller ve öğrenme fırsatlarını azaltır, aşırı deneme ve isyana yol açar. Dengeli bir özgürlük ve kontrol sağlayan sınırlar olmalıdır.

Ebeveyn Kuralları Nasıl Öğretmeli?

Bir parkta, üç annenin çocuklarını izlediğini düşünelim. Çocuklar oynadıktan bir süre sonra oyun kontrolden çıkmış olsun ve kaydırağın tepesinde birbirlerini itiştirmeye başlamış olsunlar. Annelerden biri durumu fark etsin ve aralarında şöyle bir diyalog geçsin:

  • Çocuklar tehlikeli işler yapıyorsunuz bence. Bir yeriniz acıyabilir. İtişmezseniz iyi olacak.
  • Dikkat ederim anne.
  • Biliyorum tatlım. Ama sen öyle itiştikçe ben endişeleniyorum. Yapmazsan daha iyi olur.

Tabi ki de çocuklar itişmeye devam edeceklerdir. Bu sefer, diğer anne çocuğuna seslenmiş olsun:

  • Kerim! Arkadaşının annesi ne dedi, duymadın mı? İtişmeyi kes, yoksa tokadı yiyeceksin!
  • Tamam anne.

Çocuklar oynadıkları oyuna kaldıkları yerden aynı şekilde devam edeceklerdir. Sonuncu anne de çocuğuna seslenmiş olsun:

  • Mina, biraz gelir misin?

Çocuk geldikten sonra anne net ve kararlı bir şekilde:

  • Kaydırağın tepesinde itişmeden oynamak mı istersin, yoksa başka bir yere mi gidelim?
  • İtişmeden oynayacağım.
  • Teşekkür ederim.

Çocuk arkadaşlarının yanına giderek itişmeden oynamaya başladı ama diğerleri itişerek oynadığı için bir zaman sonra bir çığlık sesi duyuldu. Çocuklardan biri, diğerini itmiş ve kafasını sert bir şekilde kaydırağa çarpmıştı. İkinci anne, “Kafana sokmak için ne yapmam gerek?” diye bağırdı ve poposuna birkaç şaplak attı. “Dersini aldın mı artık?” diye söylenmeye devam etti. Kafası şişen çocuk ve dayak yiyen çocuk oyuna devam etti. Bir süre sonra tekrar çocuklardan ağlama sesleri yükseldi. Kafası şişen çocuk kendisini iten çocuğu göstererek “Beni yine itti!” dedi. Annesi, “yeter artık dedi daha sert vurdu ve tuttu kolundan eve götürdü.

Yukarıdaki örnekte her anne çocuklarına sınır koymaya çalıştı ama sadece biri başarılı oldu. Bir anne cezacı yaklaşımı uyguladı. Sertti ve çocuk isyan etti. Kafası şişen çocuğun annesi yumuşak yaklaşımı uyguladı. Yöntemleri saygılıydı ama sınırları kesin değildi. Çocuk görmezden geldi. Üçüncü anne demokratik yaklaşımı uyguladı ve çocuk işbirliğine ve uzlaşmaya uyum sağladı.

Cezacı Yaklaşım

Bir eğitim modeli olarak cezacı yaklaşım, ana eğitim amaçlarımızdan sadece bir bölümünü tamamlar. İstenmeyen davranışı durdurur ama bağımsız problem çözmeyi, sorumluluk ya da oto kontrol hakkında olumlu dersi veremez. Çünkü kararları ebeveyn verir ve problem çözme aşamalarını da onlar yürütür. Bütün güç ve kontrol ebeveyn kontrolündedir ve çocuklar sürecin dışına itilir. Sorumluluk alma ve öğrenme fırsatları da ellerinden alınmış olur. İşyerinde daha verimli çalışmanız için patronunuzun sizi azarladığını düşünün. Nasıl hissederdiniz? Patronunuzla iş birliği yapar mıydınız? Muhtemelen hayır. Peki, cezacı yaklaşım neden bu kadar yaygın? Ebeveyn için daha kolay, daha işlerine gelen ve en önemlisi de böyle görüp bu şekilde öğrendikleri için olabilir mi? Böyle bir tutumla ebeveyn başarısız olduklarında sorunun yöntemlerinde değil çocuklarında olduğunu düşünür.

Yumuşak Yaklaşım (Sınırsız Özgürlük)

Yumuşak ebeveynler, çocuklarını işbirliği yapmaya ikna edebilmek için sürekli yöntem değiştirip farklı taktikler uygularlar. Sürekli tekrar eder, hatırlatır, yalvarır, dil döker, pazarlık eder, azarlar, mantık yürütür… Bütün bunlar çok geç sonuç verir ve genellikle etkili değildir. Söylenecek her şey söylendikten sonra ebeveynler genellikle sınırları değiştirme ya da tümden vazgeçme aşamasına gelirler. Çocuklar da bildikleri gibi devam ederler. Cezacı yöntemden daha kötüdür. En basit amaçlara bile ulaşılamaz. Çocuğun kafası çok karışır. Yanlış davranışlar durdurulamaz.

Demokratik Yaklaşım (Sınırlı Özgürlük)

Etkin çocuk eğitimi, sertlik ve saygı arasında bir dengede olmalıdır. Cezacı yaklaşım sert ama saygılı değildir. Yumuşak yaklaşım saygılı ama sert değildir.  O halde en iyi yaklaşım, sertlikle saygının birleştiği ve temel eğitim amaçlarını karşılayan kesin sınırlar dahilinde özgürlükler sunan yaklaşımdır. Bu yöntem, işbirlikçidir ve çocuğun eğitimini hedef alır.


Bilgilendirme : Yazara Mesaj göndermek için profil menünüzden Mesaj Kutusu na girerek Yeni Mesaj Oluştur dan alıcı bölümüne yazarın @kullanıcı adını yazarak mesaj yazabilirsiniz.

Ayrıca Danışman/Yazardan yüzyüze görüşme talebi için randevu istiyorsanız Buradan formu dolurarak bize iletiniz.

Tags